YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME BÜYÜK GENEL KURULUNUN 08.05.2026 TARİHLİ, E.2021/8, K.2026/1 SAYILI KARARININ HUKUK YARGILAMASINA ETKİLERİ

GİRİŞ

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.05.2026 tarihli ve E.2021/8, K.2026/1 sayılı kararı, hukuk yargılamasında uzun yıllardır uygulama birliğinin sağlanamadığı önemli bir usul hukuku sorununu kesin olarak çözüme kavuşturmuştur. 

Karar, 30.06.2026 tarihli ve 33296 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcı niteliği gereği tüm hukuk mahkemeleri bakımından uygulanması zorunlu hâle gelmiştir.

Uyuşmazlığın temelini, dava dilekçesinde hiç ileri sürülmeyen bağımsız bir talebin sonradan kısmi ıslah yoluyla davaya dâhil edilip edilemeyeceği sorusu oluşturmaktadır. Yargıtay daireleri ile Hukuk Genel Kurulu arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılığı söz konusu içtihadı birleştirme kararıyla giderilmiştir.

 

KARARIN KONUSU

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmi ıslah yoluyla davaya eklenemeyeceğine oy çokluğuyla karar vermiştir. Buna karşılık, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 180. maddesi kapsamında şartlarının bulunması hâlinde davanın tamamen ıslahı yoluna başvurulmasının mümkün olduğu kabul edilmiştir.

Bu yönüyle karar, ıslah kurumunun sınırlarını belirginleştirirken aynı zamanda medeni usul hukukunun temel ilkeleri olan tasarruf ilkesi, taraflarca getirilme ilkesi, taleple bağlılık ilkesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı, hukuki güvenlik ve hukuki dinlenilme hakkı arasında sistematik bir denge kurmaktadır.

 

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda düzenlenen ıslah kurumu, taraflara usul işlemlerini tamamen veya kısmen düzeltme imkânı tanımaktadır. Bununla birlikte ıslahın amacı, mevcut usul işlemlerindeki eksiklik veya yanlışlıkların giderilmesidir. Dava dilekçesinde hiç yer almayan yeni ve bağımsız bir talebin sonradan davaya eklenmesi ise yalnızca usul işleminin düzeltilmesi niteliğinde olmayıp davanın kapsamını değiştiren yeni bir talep niteliği taşımaktadır.

Büyük Genel Kurul da kararında bu ayrımı esas almış; kısmi ıslahın mevcut talep üzerinde düzeltme yapılmasına hizmet ettiğini, dava dilekçesinde bulunmayan bağımsız bir istemin ise kısmi ıslah kapsamında ileri sürülemeyeceğini vurgulamıştır. Böylece HMK’nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi ile HMK’nın 176 ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah kurumu arasındaki sistematik ilişki açık biçimde ortaya konulmuştur.

Kararın dikkat çeken bir diğer yönü ise, hak arama özgürlüğünü tamamen ortadan kaldıran katı bir yaklaşım benimsememesidir. Büyük Genel Kurul, gerekli koşulların bulunması hâlinde davacının HMK m.180 kapsamında davayı tamamen ıslah ederek yeni talebini ileri sürebileceğini kabul etmek suretiyle usul ekonomisi ile hukuki güvenlik arasında denge kurmuştur.

 

UYGULAMAYA ETKİLERİ

Kararın uygulamaya en önemli etkisi, dava açılırken talep sonucunun eksiksiz ve doğru şekilde oluşturulmasının önemini artırmasıdır. Özellikle alacak davaları, tazminat davaları, iş hukuku uyuşmazlıkları ve ticari davalarda dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacak kaleminin daha sonra kısmi ıslah yoluyla davaya eklenmesi artık mümkün olmayacaktır.

Bu nedenle dava stratejisinin oluşturulması aşamasında uyuşmazlığın kapsamının dikkatle belirlenmesi, tüm bağımsız taleplerin dava dilekçesinde açık şekilde gösterilmesi ve gerektiğinde belirsiz alacak davası veya diğer usul kurumlarının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi önem taşımaktadır.

Kararın, uygulamada uzun süredir devam eden farklı mahkeme kararlarını sona erdirerek hukuki öngörülebilirliği artıracağı ve usul hukukunda birlik sağlayacağı değerlendirilmektedir. Nitekim içtihadı birleştirme kararlarının temel amacı da benzer uyuşmazlıklarda farklı uygulamaların önüne geçerek hukuk güvenliğini güçlendirmektir.

 

SONUÇ

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.05.2026 tarihli ve E.2021/8, K.2026/1 sayılı kararı, medeni usul hukukunda ıslah kurumunun kapsamını belirleyen en önemli güncel içtihatlardan biri niteliğindedir. Kararla birlikte dava dilekçesinde yer almayan bağımsız bir talebin kısmi ıslah yoluyla ileri sürülemeyeceği yönündeki uygulama kesinlik kazanmış; buna karşılık davanın tamamen ıslahı kurumunun kullanılabileceği kabul edilmiştir.

Bu kararın özellikle dava hazırlık sürecinde görev alan uygulayıcılar bakımından talep sonucunun doğru oluşturulması, dava stratejisinin başlangıç aşamasında eksiksiz belirlenmesi ve usul hukuku kurallarının titizlikle uygulanması açısından önemli sonuçlar doğuracağı kuşkusuzdur. Kararın, uygulama birliğini güçlendirmesi ve hukuki öngörülebilirliği artırması bakımından Türk medeni usul hukukuna önemli katkı sağlayacağı değerlendirilmektedir.

Hazırlayan

Stj. Av. Çağla Peker