1. YAPAY ZEKÂNIN TANIMI VE ÇALIŞMA SİSTEMATİĞİ

İlk olarak 1956 yılında ortaya çıkan yapay zekâ, en basit ifadeyle yazılım ve bilgisayar sistemlerini kullanmak suretiyle dış dünya ve kavramları algılayarak ve insan davranışlarını taklit ederek bir amaca yönelik olacak şekilde problem çözme ve karar verme yetisine sahip sistemler olarak tanımlanabilir. Yapay zekânın çalışma sistematiğinde makine öğrenimi ve derin öğrenme terimleri öne çıkmaktadır. Buna göre yapay zekâ, dış dünyada algıladığı her türlü veri ve deneyimi kullanarak somut olaya en uygun yaklaşımın ne olacağına karar vermektedir. Toplanan her farklı bilgi ve deneyim ile kendini geliştirerek aynı olaya ilişkin farklı algoritmaları ve olasılıkları değerlendirmekte, olayda bir adım ilerisini düşünebilmektedir. Diğer bir ifadeyle yapay zekânın dış dünya ve insan davranışlarından kopyaladığı her bir veri yapay zekâyı zenginleştirmekte ve geçmiş verilerin tecrübelerinden yararlanarak daha isabetli kararlar almasını sağlamaktadır.

  1. YAPAY ZEKÂNIN KULLANIM ALANLARI

Günümüzde tıp, hukuk, reklam, pazarlama, otomotiv, üretim gibi hayatın hemen hemen her alanında yapay zekâ kullanımı öne çıkmaktadır. Örnek vermek gerekirse hastaların detaylı sağlık bilgilerine sahip sistemlerin hastaya en uygun tedaviyi önerdiği, teşhis konulduğu bilgi sistemleri hastanelerde kullanılmaktadır. Otomatik sürüş moduna sahip araçların yolu ve çevreyi gözlemleyerek park edebildiği, sürücüsüz şekilde ilerleyebildiği akıllı arabalar yaygınlaşmaktadır. Aynı şekilde insansız hava aracı gibi otonom araçların yaygınlaştığı ve yapay zekâ temelli otonom silahların kullanılmaya başlandığı görülmektedir. Reklam ve pazarlama stratejilerinin tüketicilerin seçim ve ihtiyaçlarının değerlendirilmesi sonucu en uygun ürünün tüketiciye sunulduğu uygulamalar neredeyse tüm şirketler tarafından kullanılmaktadır.

Yapay zekânın hukuk alanında kullanılabileceği noktalar ise oldukça çeşitlilik göstermektedir. Geçmiş dava verileri ve verilen kararların değerlendirilmesi sonucu somut davada en uygun kararın verilmesine ilişkin yapılan çalışmalarda 5 davada 4’ünde isabetli verilen kararlar ile %79’luk başarı sağlandığı görülmüştür. Diğer yandan yapay zekânın insan doğasındaki vicdan ve etik kavramlarına yargılamada yer verememesi sebebiyle mevzuat araştırması, hukuki sorun tespiti gibi noktalarda hakim, savcı ve avukat yardımcılığı niteliğinde olabileceği, iş yükünü hafifletebileceği öngörülmektedir.

  1. YAPAY ZEKÂYA İLİŞKİN DÜZENLEMELER

Yapay zekânın her geçen gün daha da önem kazanması ve yaygınlaşması sebebiyle dünyada yapay zekâya ilişkin hukuki çalışmalara başlanmış olup Avrupa Parlamentosu’nun 27.10.2021 tarihli raporu ile bu açıdan önemli bir adım atılmıştır. Bu rapor ile gelecekte hazırlanacak olan düzenlemelerde yapay zekâlar için öngörülen elektronik kişilik kavramını öne çıkarılmıştır. Akabinde 20.10.2020 yılında yapay zekâ kapsamında fikri mülkiyet hakları kullanımı, yapay zekânın hukuki sorumluluk rejimi ve yapay zekâ, robotik ve ilgili teknolojilerin etik yönlerine ilişkin olmak üzere 3 rapor daha yayımlanmıştır.

21 Nisan 2021’de ise AB Komisyonu’nda, yapay zekâ ile ilgili ilk yasal düzenleme olarak kabul edilen Yapay Zekâ Yönetmeliği tasarısı kabul edilmiştir. Bu tasarı ile yapay zekâ sistemleri detaylı olarak tanımlanmış, sistemler ve otonomluk düzeyi bakımından risk sınıflandırması yapılmış, kişi hak ve özgürlüklerini ihlal edecek uygulamalar yasaklanmış ve yapay zekâ sistemlerinin üretici ve kullanıcıları için öngörülen yükümlülükler belirtilmiştir.

  1. YAPAY ZEKÂNIN HUKUKİ STATÜSÜ

Bilindiği üzere hukukta kişilik kavramı kişinin hak ehliyeti ve fiil ehliyetine sahip olması, iradesi sonucu gerçekleştirdiği fiillerin sonuçlarına katlanması hususlarını kapsamaktadır. Karar verme yetisi dış dünyaya bağlı olan ve özgür iradesi bulunmayan yapay zekânın hukuk önünde kişi olarak kabul edilip edilemeyeceğine ve sorumluluk hususuna ilişkin bir görüş birliği sağlanamamıştır. Yapay zekânın hukuk önündeki durumuna ilişkin görüşler 4 başlık altında toplanmıştır.

  • Eşya Görüşü

Hukuk düzeninin yalnızca gerçek ve tüzel kişilere kişilik özgülediğini savunan bu görüş, yapay zekânın bu kişiliklerin şartlarını sağlamayacağı gerekçesiyle yalnızca kişilerin malvarlıklarında bir eşya niteliğinde bulunabileceğini belirtmektedir. Ancak bu görüş otonom ve bağımsız özelliklere sahip üst düzey yapay zekâların fiillerinin sorumluluğu hususunda sağlam bir temele oturtulamamıştır. Zira yapay zekânın, yapay zekâdan sorumlu olacak kişiden bağımsız kararlar aldığı noktada, eylem ile sorumlu kişi arasında sorumluluk alacak kişi açısından nedensellik bağı kurulması adaletsizliği gündeme getirebilecektir.

  • Gerçek Kişi Benzeri Kişilik Görüşü

Bu görüşün oluşmasındaki temel etken yapay zekânın otonom kabiliyetlerinin en üst düzeyde olduğu yapay zekâların hangi statüde değerlendirilmesi tartışmasıdır. Yapay zekâ, henüz bilinç ve duygu geliştirme yetilerine sahip olmasa dahi karar verme yetisine yani bir çeşit iradeye sahip olduğunu savunan görüşün oldukça azınlıkta kalmaktadır.

  • Tüzel Kişilik Benzeri Kişilik Görüşü

Tanım olarak belirli bir amaç için özgülenmiş kişi ya da malvarlığı topluluğunu ifade eden tüzel kişiliklerin bu açıdan yapay zekâya benzer bir yöne sahip olduğu kabul edilmektedir. Yapay zekânın kendisine özgülenen amaç doğrultusundaki fiillerinde bu amacı kendisine atfeden gerçek kişinin iradesinin var olduğu düşünülmektedir. Bu noktada yapay zekâ perdesinin arkasındaki iradenin sorumluluğu bulunacağı, bir yandan da yapay zekânın muhatap olarak bir kişiliğe sahip olacağı savunulmaktadır. Bu görüşte ise olası problemler yine otonom kabiliyeti yüksek üst düzey yapay zekâlar konusunda ortaya çıkmaktadır.

  • Elektronik Kişilik Görüşü

İlk olarak 2017 yılında Avrupa Parlamentosu’nda hazırlanan rapor ile ortaya atılan elektronik kişilik görüşüne göre yapay zekâ, bazı haklara ve malvarlığı değerlere tek başına sahip olabilecek, borç altına girebilecek ve sözleşme yapabilecektir. Görüşe göre, elektronik kişilerin bir sicile kaydedilmesi ve özelliklerinin, otonomluk ölçüsünün belirlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapay zekâların üçüncü kişilere verecekleri zararlardan doğacak sorumluluk yapay zekânın otonomluk ve irade ölçüsüne göre kendisinde ya da üretici, kullanıcı gibi sorumlu olacak başka bir kişide olacaktır.

  1. YAPAY ZEKÂNIN HAKSIZ FİİL SORUMLULUĞU

Günümüzün yapay zekâ teknolojisinde henüz bağımsızlık ve otonomluk düzeyi teoride öngörüldüğü üzere üst düzeylere çıkamamışsa da günlük hayatın birçok alanında kullanılmaya başlanması, yapay zekânın dahil olduğu olaylarda haksız fiil sorumluluğunun ne olacağı sorununu gündeme getirmiştir. Hukuki kişiliğine ilişkin bir görüş birliği bulunmaması sebebiyle yapay zekânın sorumluluğu hususunda kusur sorumluluğu – kusursuz sorumluluk ayrımı altında çeşitli görüşler bulunmaktadır.

  • TBK md.49 Kusur Sorumluluğu

Bu görüşe göre meydana gelen zararın sorumluluğunda yapay zekâyı kullanan kişiye gidilecektir. Ancak kusur sorumluluğu söz konusu olduğunda zarar ve fiil arasındaki nedensellik bağının ve kusurun varlığı aranmaktadır. Bu noktada otonom yapay zekâların fiilleri ile yapay zekânın kullanıcısı arasında bağın kurulmasında sorun ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki; kullanıcının kontrolünde hareket etmekte olan yapay zekânın fiilleri ile zarar meydana gelmesinde kusurun yapay zekânın kullanılmaya başlandığı anda olduğu söylenmektedir. Burada kullanıcının yapay zekâyı kullanmaya başlaması akabinde zararın önlenmesi için gerekli önlemleri almaması ve özen göstermemesi halinde kusuru olduğu kabul edilecektir. Ancak bu özeni gösterdiği takdirde sorumluluğundan söz edilemeyecektir.

  • TBK md.66 Adam Çalıştıranın Sorumluluğu – TBK md.67 Hayvan İdare Edenin Sorumluluğu

Söz konusu sorumluluk türlerinde md.66’daki öznenin insan oluşu ve md.67’de hayvanın içgüdüsel hareket etme dürtüsü sebebiyle yapay zekânın durumunu tamamen karşılamamaktadır. Dolasıyla, öngörülen düzenlemeler nedensellik bağı çerçevesinde kıyasen yapay zekânın haksız fillerine uygulanabilecektir. Her iki düzenlemeye göre de zarar doğmadan önce ve zarar sırasında gerekli özenin gösterilmesi gerekmektir. Yapay zekânın kullanılacağı alanlara ve olaylara uygunluğu bakımından gerekli özenin gösterildiği halde kullanıcının sorumluluğundan söz edilemeyecektir. Bununla birlikte gerekli özen gösterilmemişse de zarar ile yapay zekâ arasındaki nedensellik bağı yoksa sorumluluktan bahsedilemez.

  • TBK md.69 Yapı Malikinin Sorumluluğu

TBK md.66 ve md.67’ye nazaran daha ağır bir sorumluluk türü olan bu kusursuz sorumlulukta kurtuluş klozu eklenmesi ihtimali bulunmamaktadır. Dolayısıyla yapay zekânın sorumluluğu noktasında kullanıcı, bir yapım aksaklığı ya da bakım eksikliği halinde yapay zekânın bu sebeplerden dolayı gerçekleştirdiği fiiller ile ortaya çıkan zararlardan sorumlu olacaktır.

  • TBK md.71 Tehlike Sorumluluğu

Sorumluluk hukukunun en ağır sorumluluk türü olan tehlike sorumluluğunun yapay zekâdaki sorumluluğa uygulanması halinde, kullanıcı gösterilecek en üst düzey özeni göstermiş olsa dahi yapay zekânın fiillerinden sorumlu olacaktır. Bu halde sorumluluktan kurtulmanın tek yolu yapay zekânın fiilleri ile zarar arasında nedensellik bağı olmadığını ispatlamaktır.

  1. YAPAY ZEKÂNIN CEZAİ SORUMLULUĞU

Yapay zekâ sistemli makinelerin fiilleri neticesinde ceza hukuku kapsamında zarar meydana gelmesi halinde ise çeşitli ihtimaller bulunmaktadır. Bu durumda da yapay zekâ üreticisinin ya da kullanıcısının etkinliği ve yapay zekânın otonomluk düzeyi sorumluluğun belirlenmesinde öne çıkmaktadır. Yapay zekânın ceza hukuku kapsamında verebileceği zararlara ilişkin gösterilebilecek en somut örnek; Japonya’da bir fabrikadaki robot üzerinde bakım yapan bir işçinin bakım işi sırasında robotu kapatmayı unutması üzerine yapay zekâ robotunun kendi faaliyetinin engellendiğini algılaması ve hidrolik kolu ile işçiye vurarak faaliyeti engelleme tehdidini uzaklaştırmaya çalıştığı ve işçinin bu sebeple hayatını kaybettiği olaydır. Yapay zekânın cezai sorumluluğunun değerlendirilebileceği örnekler şu şekilde sıralanabilir.

  • Yapay zekânın otonomluk düzeyinin yüksek olmadığı, diğer bir ifadeyle yalnızca kendisine özgülenen amaç doğrultusunda karar alma yetisini etkin kullanmaksızın fiiller gerçekleştirdiği durumlarda yapay zekânın araç olarak kullanıldığı ifade edilebilir. Bu halde yapay zekânın üreticisi ya da kullanıcısının kasti davranışı veya hatası sebebiyle suç ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla cezai sorumluluk suç teşkil eden fiili gerçekleştiren yapay zekâda değil üretici ya da kullanıcıda olacaktır.
  • Yapay zekânın otonomluk düzeyinin daha fazla olduğu bir ihtimal düşünüldüğünde, topladığı veriler ve tecrübelere dayanarak gerçekleştirdiği fiillerin suça sebebiyet verebilmesi hali ortaya çıkmaktadır. Yukarıda örnek verilen olayda da görülebileceği üzere yapay zekâ kimi hallerde varlığını ya da sürdürdüğü faaliyeti korumak adına geçmiş veri ve tecrübelere dayanarak otomatik bir tepki şeklinde fiil gerçekleştirebilmekte ve kasıt olmaksızın suça sebebiyet verecek bir fiil meydana getirmektedir. Bu halde üretici ya da kullanıcının gerekli özeni göstermemesi, tedbirli davranmaması ve yapay zekânın programlanmasında eksik, yanlış veri girilmesi sebebiyle üretici ya da kullanıcının taksirli sorumluluğu gündeme gelmektedir.

Ceza hukuku kapsamında tartışılmakta olan bir diğer konu ise yapay zekânın fiili neticesinde ortaya çıkan suçta yaptırımın ne olacağı hususudur. Her ne kadar günümüz teknolojisinde ileri seviye yapay zekâların kendi kararlarını alarak suç işlemeleri ya da zarar meydana getirmeleri kurgusal görünse de, gelecekte teknolojinin gelişmesiyle insana benzer nitelikte yapay zekâ ve robotların yaygınlaşacağı öngörülmektedir. Bu halde ıslah etme, önleme amacı taşıyan cezai yaptırımların, hissetme kabiliyetinden yoksun yapay zekâlarda ne şekilde uygulanabileceği tartışılmaktadır. Ancak yapay zekânın elektronik bir kişilik olarak kabul edileceği ihtimalde, malvarlığı değerine sahip olabileceği ve dolayısıyla para cezasına mahkum edilebileceği ya da kamu hizmeti görme gibi yaptırımlara tabi tutulabileceği belirtilmektedir.

  1. YAPAY ZEKÂ VE FİKRİ MÜLKİYET

Mevcut hukuk düzenlemelerine göre bir eserin varlığından söz edebilmek için hukuki kişiliği olan bir eser sahibi tarafından, özgün, hususiyete dayalı, dış dünyada algılanabilecek bir eser ortaya çıkarılması gerekmektedir. Bu halde hukuki kişiliği olmayan yapay zekâlar tarafından üretilen eserlerin, eser niteliğine sahip olup olmadığı ve yapay zekânın eser sahibi olarak değerlendirilmesi konusu tartışılmaktadır.

Yapay zekâların programlanması ya da faaliyetleri sırasında işledikleri verileri değerlendirerek resim çizebilme, beste yapabilme gibi amaçlar ile özgülendiklerinde daha önce ortaya konmamış bir eser meydana getirebildikleri çalışmalar mevcuttur. Gelişmişlik seviyesine göre yapay zekâların topladıkları veri ve deneyimler sonucu yaratıcı faaliyetler sürdürebildikleri görülmüştür. Örnek vermek gerekirse; Google tarafından üretilen ve Go adlı oyunu oynamak üzere programlanmış yapay zekâ, mevcut oyuncuların strateji ve hamlelerini değerlendirerek daha önce hiçbir oyuncu tarafından yapılmamış bir hamle yaptığı ve yeni bir strateji ortaya çıkardığı görülmüştür.

Bu hallerde tamamen yapay zekâ tarafından üretilen ürünlerin özgünlüğü olsa dahi hukuki statüye sahip bir kişi tarafından üretilmemesi sebebiyle eser niteliğinde olmayacağı ve telif hakkı ile korunmayacağı görüşü mevcuttur. Bununla birlikte yapay zekâ tarafından ortaya konan ürünlerin yapay zekâ üreticisinin eseri olduğunu savunan görüşler de vardır. Ancak eserlerin üreticinin hususiyet ve özgünlüğünü taşımaması sebebiyle kendisine atfedilemeyeceğine ilişkin sorunlar söz konusudur.

  1. YAPAY ZEKÂ VE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI

Yapay zekânın çalışma sistematiği, veri toplamak suretiyle dış dünyanın algılanması, verilerden elde edilen bilgi ve tecrübelerin değerlendirilmesi ile sonuçlara ulaşarak hareket edilmesi üzerine kuruludur. Bu bağlamda yapay zekâ algoritmalarının isabetli sonuçlar alabilmesi için en büyük etkenin olabildiği kadar çok veri kaydetmesi ve bu verileri değerlendirmesi olduğu açıktır. Günlük hayattan bir örnek vermek gerekirse; reklam ve pazarlama alanında kullanılan yapay zekâ sistemlerinde, sosyal medya kullanıcılarının veri ve işlemlerinin değerlendirilerek kullanıcıya kişiselleştirilmiş reklamlar sunulması gösterilebilir.

Bilişim ortamında işlenen veriler, bireysel bağlamda anlamlı olarak kabul edilse de verilerinin anonimleştirilerek yalnızca istatistik bir temel olarak yığın halinde veri seti suretiyle yapay zekâ tarafından işlenmesi söz konusu olmaktadır. “Big Data” tabiriyle ifade edilen bu veri setlerinde bireysel bazda bir olumsuzluğun ve hukuka aykırılığın söz konusu olmayacağı söylenebilir. Bununla birlikte yapay zekâ sistemlerinde kişisel verilerin korunması açısından birçok alanda sorun ortaya çıkabilir:

  • Kişinin mevcut verisinin yapay zekâ tarafından analizi ve değerlendirilmesi sonucunda yeni kişisel verilerine ulaşılması ya da türetilmesi söz konusu olabilir.
  • Yapay zekâ aracılığıyla elde edilen veya kullanılacağı hizmet doğrultusunda işlenen verilerin öngörülen meşru ve belirli amaçtan farklı amaçlarda kullanılması mümkün olabilir.
  • Kişisel veriler anonimleştirilmiş olsa da olmasa da makul süreyi aşacak şekilde süresiz muhafaza edilebilir.

Yapay zekâ ile kişisel verilerin işlenmesinde amaca bağlılık, rıza ve muhafaza süresi olmak üzere üç temel sakınca ortaya çıkmaktadır. Kişisel verilerin korunması hususundaki ihlallere ilişkin “Avrupa Konseyi Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi” ve Dayanışma Konseyi’nin yapay zekâ sistemleri hakkındaki raporu önem arz etmektedir. Bu rapora göre verilerin işlenmesinde, her türlü tedbirin alınmasında ve ihlallere ilişkin sorumluluk konusunda;  yapay zekânın üreticisi, kullanıcısı ya da bu kişiler tarafından belirlenecek veri işleyicisinin sorumluluğu söz konusu olmaktadır.

  1. SONUÇ

Teknolojinin gelişmesi ve yapay zekâ temelli sistemlerin yaygınlaşması ile yapay zekâya ilişkin kanuni düzenlemelerin oluşturulması gerekliliği her alanda kabul edilmektedir. Öncelikle yapay zekânın hukuki niteliğinin saptanması ile birlikte, sistemlerin kullanıldığı alanlarda hukuki ve cezai sorumluluk kavramları somutlaşacaktır.

Stj. Av. Nihan Kalaycıoğlu